-Neden ancak özgür bir insan onurlu bir hayat yaşayabilir? Bence onur ve özgürlük gerçekten birbirine deli gibi bağlı şeyler. Düşününce şöyle bir şey çıkıyor ortaya: Eğer bir insan tam anlamıyla özgür değilse, yani kendi kararlarını gerçekten kendisi veremiyorsa, yaptığı hiçbir şeyin iyi olsun, kötü olsun sorumluluğu tamamen ona ait olmuyor gibi geliyor bana. Sanki bir tiyatro oyununda ya da filmde başkasının yazdığı senaryoyu oynayan bir figüran gibi oluyor insan. Kendi isteğiyle değil, mecburiyetten ya d...
Kayıtlar
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
"Çünkü insan, birey olarak yalnız kendi kişisel hayatını değil, aynı zamanda, bilinçli veya bilinçsiz olarak, kendi çağının ve çağdaşlarının hayatlarını da yaşar..." Bu söz, insanın toplumdan ve zamandan tamamen bağımsız olmadığını anlatır. İnsan doğduğu dönemin şartları içinde büyür ve ister istemez bundan etkilenir. Kullandığı kelimeler, düşünce tarzı ve hayata bakışı yaşadığı çağa göre şekillenir. Günümüzde özellikle sosyal medya ve teknoloji insanların düşüncelerini çok hızlı etkiliyor. Örneğin sosyal medyada sıkça karşılaştığımız fikirleri bir süre sonra sorgulamadan doğru kabul edebiliyoruz. Ben de bazen bir konuda fikir yürütürken, bunun gerçekten kendi düşüncem mi yoksa sürekli karşıma çıktığı için benimsediğim bir görüş mü olduğunu fark etmeye çalışıyorum. Bu durum, bireysel hayat ile toplumsal hayatın aslında ne kadar iç içe olduğunu gösteriyor. Ama bu durum insanın hiç özgür olmadığı anlamına gelmez. İnsan düşünerek ve sorgulayarak çağının etkilerinin farkına vara...
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
Thomas Mann’ın Büyülü Dağ romanında geçen bu cümlede, insanın yanlızca kendi hayatını yaşamadığını anlatır. Aslında farkında olsak da olmasak da yaşadığımız dönemin etkisi altındayız. Düşüncelerimiz, hayata bakış açımız ve aldığımız kararlar içinde bulunduğumuz çağdan etkilenir. Bir insan “kendi hayatımı yaşıyorum” diye düşünebilir ama bu tam olarak doğru değildir. Çünkü konuştuğumuz dil, savunduğumuz fikirler ve hatta korkularımız bile yaşadığımız dönemin izlerini taşır. Örneğin savaş, salgın ya da teknolojik gelişmeler insanların hayatını doğrudan etkiler ve bu durum bireylerin düşüncelerine yansır. Büyülü Dağ’da da karakterler sadece kendi sorunlarıyla uğraşmaz; yaşadıkları dönemin düşünce karmaşasını ve bunalımını da temsil ederler. Bu yüzden romandaki bireysel hikâyeler aslında toplumun genel durumunu gösterir. Sonuç olarak bu cümle, insanın toplumdan ve çağından kopuk yaşayamayacağını anlatır. Kendi hayatımızı yaşarken aslında yaşadığımız dönemin bir parçası olduğumuzu fark ...
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
İnsan çoğu zaman hayatını yalnızca kendi seçimlerinin sonucu sanır. Aldığı kararların, yaşadığı mutlulukların ya da hayal kırıklıklarının tamamen kendisine ait olduğunu düşünür. Ancak Thomas Mann’ın Büyülü Dağ’da söylediği gibi insan, sadece kendi kişisel hikâyesini yaşamaz; yaşadığı çağın izlerini de istemeden üzerinde taşır. Çünkü birey, toplumdan ve zamandan bağımsız bir varlık değildir.İçinde bulunulan dönem, insanın düşünme biçimini ve hayata bakışını belirler. Kimi zaman farkında olmadan çağın korkularını benimser, kimi zaman da çağdaşlarının umutlarını paylaşırız. İnsan tek başına yaşadığını zannetse bile aslında aynı dönemi paylaştığı insanlarla ortak bir ruh hâlini solur. Bu nedenle bireyin hayatı, kendi sınırlarını aşar ve toplumsal bir anlam kazanır.Bence bu cümle, insanın sorumluluğunu da hatırlatır. Eğer yaşadığımız çağın bir parçasıysak, onun sorunlarına da tamamen yabancı kalamayız. İnsan yalnızca kendisi için değil, aynı zamanda içinde yaşadığı toplum için de düşünmek v...
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
"Çünkü insan, birey olarak yalnız kendi kişisel hayatını değil, aynı zamanda, bilinçli veya bilinçsiz olarak, kendi çağının ve çağdaşlarının hayatlarını da yaşar..." İnsan doğduğu günden itibaren sadece kendi hayatını değil, aslında çevresinin hayatını da beraberinde yaşar. Düşünce biçimlerimiz, zevk aldığımız ve nefret ettiğimiz şeyler, hobilerimiz gibi özelliklerimiz aslında çevremizdekilerle benzerlik gösterir. Çağımızdaki teknolojik değişimler, ekonomik olaylar, kültürel değişimleri tanıdığımız ve tanımadığımız insanlarla birlikte olmadan birlikte yaşarız. Örneğin günümüzde bir telefon markasının çıkardığı yeni bir model insanlar arasında hemen konuşulmaya başlanır, alsak da almasak da bu ...
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
İnsan çoğu zaman hayatı yalnız başına yaşadığını düşünür. Aldığı kararların, hissettiği duyguların ve kurduğu hayallerin sadece kendisine ait olduğunu sanır. Ancak “Çünkü insan, birey olarak yalnız kendi kişisel hayatını değil, aynı zamanda, bilinçli veya bilinçsiz olarak, kendi çağının ve çağdaşlarının hayatlarını da yaşar.” sözü, insanın aslında bu kadar yalnız olmadığını gösterir. İnsan, doğduğu andan itibaren bir çağın içine düşer. O çağın sorunları, düşünceleri ve değerleri farkında olmadan insanın bilinçaltına işlenir. Kimi zaman bir toplumsal olay bizi üzüyorsa ya da hiç tanımadığımız insanların yaşadıkları bizi etkiliyorsa, bunun sebebi ortak bir çağı, ortak bir yaşamı paylaşıyor olmamızdır. Bu duygular, yalnızca bireysel değil, aynı zamanda toplumsaldır. Felsefi olarak bakıldığında insan, sadece kendisi için var olmaz. Başkalarıyla birlikte yaşar, başkalarının hayatlarına dokunur. O hayatlarda bazen önemli bazen önemsiz rol oynar ve onlardan etkilenir. Sessiz kaldığı anla...
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
Bu cümlede insanın sadece kendi hayatını yaşamadığı anlatılmaktadır. İnsan yaşadığı çağdan ve çevresindeki insanlardan etkilenir. Ben de yaşadığım dönemin düşüncelerini farkında olmadan taşıyorum. Günlük hayatta aldığım kararlar çağın etkisiyle şekilleniyor. Kullandığım teknolojiler, dinlediğim müzikler ve giydiğim kıyafetler bunun bir örneğidir. Çevremdeki insanların yaşadıkları olaylar beni duygusal olarak etkiler. Toplumda yaşanan sorunlar bazen benim düşüncelerimi değiştirir. İnsan her ne kadar birey olsa da tamamen bağımsız değildir. Bilinçli ya da bilinçsiz şekilde çağının izlerini taşır. Bu yüzden insan yalnızca kendi hayatını değil, aynı zamanda yaşadığı dönemin hayatını da yaşar. Bu cümle bana insanın toplumdan kopuk olamayacağını ve herkesin birbirini etkilediğini düşündürdü. ALKIN İHSAN CANLI 11/D 122